Sunday, June 24, 2012

sonu olmayan hikaye-

“çok yabancı bakıyorsun.”
“nasıl bakmalıyım?”
“daha sıcak.”
“nasıl olacak o?”
“aşkla.”
“sana aşık değilim.”
“sana aşığım.”
aslında yıkıldım. ya da yıkıldığımı sandım. belki hâlâ ayaktaydım ama yürümeye gücüm yoktu. bu konuşma ağır geldi bana, onu orada bırakıp çıktım. oturduğumuz kafe, oturduğumuz kafedeki insanlar. hepsi üstüme üstüme geldi sanki bir anda.
ben bunları yaşarken o öküz hâlâ sigarasını sömürmeye devam ediyordu. oysa, 2 yılımız beraber geçmişti ve beraber onca şey yaşamıştık. beni aldattığını bile düşündüm bazı zamanlar. başka bir kadınla birlikte olduğunu falan. ama olabilitesi yüksek şeylerdi bunlar, motoruma atladım. her zaman "dikkat et şunu sürerken." deyişlerini hatırladım ve daha bi yüklendim gaza. çevremdeki her şey hızlıydı o an. çok hızlıydı. gözlerimi kapattım. gözlerimi kapattığım anda tekrar "sana aşık değilim." dediği an geldi gözlerimin önüne. bir kez daha tiksindim. açtım gözlerimi.
yavaşladım. sessiz bir yerdeydim. indim motordan, sakladığım rakı şişesini çıkarttım. sek olarak diktim başıma, boğazlarım yandı. sonra gözlerim. kan çanağına dönen gözlerimi hissettim ama aynaya bakmamak için çok direndim. sonunda cebimden bir ayna çıkarıp nasıl göründüğüme baktım. "beynim bulanıyor." "beynim çok bulanıyor." "eve gitmeliyim."
onu aramaktan başka çarem kalmadı. cep telefonumu çıkartıp numarasını tuşladım. sarhoş halimde bile aklımda orospu çocuğunun numarası.
"efendim."
"iyi değilim."
"ne yapabilirim?"
"gel al beni."
"işim var.
"peki."
kapattım. konuşmamız yine pek verimli geçmedi, atladım motoruma. yavaş yavaş evin yolunu tuttum. eve geldiğimde ev sessizdi. ben de öyle. gücüm kalmadı. gramofona doğru yürüyüp eski bir plak taktım. dinlemeye başladım. boğazımdaki yanmaya yenik düştüm bir süre sonra, ağladım. hıçkırarak. çok ağladım. sonra da uyudum, sanırım. yorgunum.