ve kalbini söküp attı kadın.
acılarını fırlattığı gibi, bir kenara fırlattı.
ne zaman geçeceğini bilmediği acılarından sıyrılmaya çalıştı. o sıyrılmaya çalıştıkça daha çok yapıştı üzerine acıları.
"belki bir gün." diye düşündü. "belki bir gün sıyrılacağım tüm acılarımdan." ama dünya duymadı onu. dünya acı üzerine acı eklerdi. dengesi buydu! hak etmeyen insanlar mutlu olurlarken, onların bedelini birileri ödemeliydi. bedel ödeyenler hep bizdik. bedel ödeyen hep o kadındı.
tüm mutlulukların bedelini yüklenmişti sırtına. tüm acıları omuzlamıştı. o küçücük omuzlarıyla taşıyordu hepsini. taşımaya devam edecekti. çünkü bırakmıyordu acıları onu. esir etmişti.
yalnızlığı ve acıları...
başka hiçbir şeyi yoktu. olanlar da, yetmiyordu. bilmiyordu kadın. kalbini sökmenin tüm acılarını dindireceğini sanmıştı. ama olmadı. acılar bitmezdi. eskirdi ama bitmezdi. hafiflerdi, hafifledikçe daha da çoğalırdı. ama asla tamamen bitmezdi.
acılar.
hiç bitmeyen.
sürekli artan.
arttıkça öldüren.
öldürdükçe güçlendiren.
güçlendirdikçe daha çok acıtan!
insan bazen hiç olmak istiyor. hiç bir hiç olmak istiyor. hiç.