öyle güçsüzüm ki,
öyle yorgun,
öyle beklentisiz...
hiç umudum kalmadı artık benim.
geleceğe dair hiçbir umudum kalmadı.
üçüncü ayımız olacaktı bugün.
olacaktı.
olsaydın, olacaktı.
bundan üç ay sonra kollarında olacaktım.
yine.
bu sefer hiç bırakmayacaktım.
sımsıkı sarılacaktım.
veda sarılışı değil, hoşgeldin sarılışı olacaktı.
"hayatıma hoşgeldin sevgilim" sarılışı olacaktı.
şimdi;
üç ay sonra geleceğim.
sensizliğe geleceğim.
yokluğuna sarılacağım bu kez yüzüne baka baka.
gözlerine baka baka öleceğim.
gözlerinin içine baka baka sarılamayacağım sana.
içim yana yana bakacağım.
eziyet edeceğim kendime.
seni mutlu göreceğim belki,
bir başkasıyla...
kolların benden sonra bir başkasını saracak.
ben bakacağım öyle.
gözlerimi ayırmadan izleyeceğim seni.
sen,
beni,
bırakıp,
gittin.
sen bizi silip geçtin.
karalamadın,
karalasaydın okunurduk belki.
belki kurtulurduk o saçma sapan çizgilerin arasından.
ama sen bizi sildin.
harcadın.
bozuk para gibi...
neden?
suçum neydi?
seni çok sevmek mi?
alışkanlık...
sesini duymuyorum ya,
görmüyorum ya yüzünü.
içim yanıyor.
tükeniyorum içten içe.
bitiyorum.
eriyorum.
ölüyorum.
affedemiyorum bir türlü seni...
sözlerini sindiremiyorum.
oysa, gelsen!
yine bir tarafa iteceğim gururumu.
açacağım kollarımı sana.
"hoşgeldin sevgili" diyeceğim.
"yeniden merhaba"
bir kenara bırak gururunu.
bizi daha fazla yıpratmadan gel.
kalbimde bir yer ayırdım sana,
istediğin zaman dön.
sırt çevirmem sana.
kapılarım açık.
sonuna kadar açık.
ölene kadar açık...
yeter ki gel.
yeter ki gururunu yen gel.
sevgilim,
sensiz yazın ortasında ayazdayım.
bir kış günü içimi öyle ısıttın ki,
sensiz her bahara karşıyım!
gel.
nolur gel.