uyandığımda yanımda yoktu. bir an uyuduğum en huzurlu uykunun zehir olacağını düşündüm. yataktan kalkıp terliklerimi giydim. içerinin sessizliğini dinledim biraz, evde yoktu, gitmişti.
banyoya girdim. aynanın karşısına geçip ağlamaya başladım. ne kadar ağladığım konusunda en ufak bi fikrim yok. ama çok fazla değildi. yüzü yıkayıp, dişlerimi fırçaladıktan sonra çıktım banyodan. tekrar odaya dönüp pijamalarımı çıkardım ve kıyafetlerimi giydim. aynaya baktım, hiç fena görünmüyordum. gerçi nasıl göründüğümün bir önemi yok, gitmişti.
odadan mutfağa doğru gidişime bir koridor eşlik etti bana. ben de o koridoru düşünmek için kullandım. nereye gittiği konusunda fikirler üretmeye çalışıyordum. aklıma bir kaç fikir geldi lakin düşünmekten vazgeçtim. dolaptan soğuk suyu çıkarıp kafama diktim, tekrar indirdiğimde su şişesinin yarısı artık yoktu. bu da alışkanlıklarımdan biriydi aslında, uyanır uyanmaz soğuk su içmek. daha sonra kafamı kahvaltı masasına doğru çevirdim. ve yüzümde oluşan o koca gülümsemeyle yarım saat kadar kahvaltı masasına baktım. o anda biri beni görse, deli olduğumu düşünürdü. hatta bundan emin olurdu.
birden evin kapısı açıldı, gelen oydu. koşarak sarıldım ona. geçen bir saatin, içimde biriktirdiği bir senelik özlemle sarıldım. şaşırdı ilk önce ama sonra anladı sanırım. o da sımsıkı sarıldı bana. her zaman ki sarılmasından biraz farklıydı. hep "gidecekmiş" gibi sarılırdı ama bu kez hep "kalacakmış" gibi sarıldı. burnuma bir öpücük kondurdu ve kahvaltı masasına geçtik. birlikte ettiğimiz ilk kahvaltıydı diyebilirim. yemek yerken onu izlediğimi de itiraf edebilirim. hatta onu izlemekten yemek bile yiyemediğimi söyleyebilirim. ölü bir adama hiç benzemiyordu yemek yerken. nasıl desem, ölüler korkutucu olmaz mıydı? o ise yemek yerken dünyanın en tatlı insanı oluveriyordu. içimden yanaklarını sıkmak geldi, yapmadım. onun yerine salamımdan bir ısırık daha aldım ve kalktım kahvaltı sofrasından.
kahvaltı masasını topladığını duydum. bu iyi bir şeydi. bu çok iyi bir şeydi. artık ölü olmak istemiyor gibiydi, belki de benimle kalmak istiyordu. belki de bırakmayacaktı beni. hep "kalacak" gibi sarılacaktı ve kalacaktı da. hep yanımda olacaktı. bunların hayalini kurmaya devam ettim çünkü elimde olan tek şey buydu. şu anlık.