Monday, May 20, 2013

yeniden en başa mı döndük? uzaklaştık mı birbirimizden? ne çabuk, hiç şaşırdım.
uzaklaşmak istiyor insan. uzaklaşmak için bazen bir notaya sarılıyor, bazen bir şişe biraya, bazen bir paket sigaraya.
ne yapmalıyım?
nasıl döndürmeliyim seni?

canım acıyor, inan. gelgitlerinden yoruldum artık, sabit kal, benimle kal.
ihtiyacım olan tek şey, bu. anlıyor musun beni? anla.


sana sığınmak istiyorum. hep kollarının arasında kalmak.
inan, en huzurlu yer orası. kolların.

Thursday, April 4, 2013

kendimi bir kenara bıraktım, parça parça sana bölündüm.
sana ayrıldım. senden ayrıldım. paramparça oldum.
yere düştüm, kırıldım.
su damlası oldum, sana karıştım.
sen oldum, sana oldum, senin oldum.


BIKMADIM. USANMADIM. SAVAŞTIM.
değer miydin?
inan. değmezsin.
inan.
hiçbir şeye değmezsin.

KENDİMDEN UZAKLAŞTIM, KENDİMDEN KURTULDUM, SEN OLDUM!
git. gidebildiğin kadar git. yakışıyor sana gitmek. gitmeler sana ait, kalmalar bana. beklemeler bana ait, susmalar sana. sessiz çığlıklar bana ait, kahkahalar sana.
şimdi ben bittim. tükendim. yak keyif sigaranı, çek akciğerlerine dumanını, sonra üfle havaya, bana karışsın.

BEN ARTIK BEN OLMAKTAN USANDIM!
ben artık seni sevmekten usandım. sana inanmaktan usandım. ben artık, yaşamaktan usandım.

neden karamsarım bu kadar? BİLMİYORUM. ışığımı kaybetmiş gibiyim. neredesin? gelme, yine de beklerim. bekliyorum bak, gör. özlemiyor musun? ağlamıyor musun ben gibi saatlerce? sonra kahkahalarca gülmüyor musun? söyle! öpmüyor musun başka dudakları? öp. daha çok öp. bitir beni, öldür.
eğer bir gün "mutluluğu anlat bana" derlerse, seni anlatacağım onlara.
çünkü anlıyorum ki ben sadece senin yanında mutluymuşum.
seninle kendim olabiliyormuşum.
ve ben, hep seninle kalmak istiyormuşum meğer, sen ardına bile bakmadan benden kaçarken.
olsun.
yine de sen, benim en büyük mutluluğumdun, mutluluğumsun, hep öyle kal.

Monday, April 1, 2013

bağırarak ağlamak istiyorum ama ağlayamıyorum.
ağlamak bile yasak sanki...

her şey öyle zor geliyor ki bana... o kadar ağır ki her şey...
BAZEN KENDİMDEN BİLE KAÇIP KURTULMAK İSTİYORUM!
KENDİM BİLE AĞIR GELİYOR BANA, TAŞIYAMIYORUM...

bir şeyler olmalı. yapacak bir şeyler olmalı.

Sunday, March 24, 2013

"fakat Allah kahretsin insan anlatmak istiyor albayım. böyle budalaca bir özleme kapılıyor. bir yandan da hiç konuşmak istemiyor tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım?
-yok.
peki albayım.
ben de susarım o zaman. gece kondumda oturur anlaşılmayı beklerim. fakat albayım adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? sorarım size nasıl, kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. tehlikeli oyunlar oynamak istiyo insan. bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. küçük oyunlar istemiyorum albayım. kelimeler... kelimeler albayım. bazı anlamlara gelmiyor..."

Saturday, March 23, 2013

5

uzaklar yakın, yakınlar çok uzak.
neden? neden ben seni sevdikçe sen benden kaçıyorsun? sevilmemek mi istiyorsun? anlıyorum... ben de istemiştim. sevilmemek istemiştim, herkesten uzak olmak, yalnız kalmak istemiştim. yaptım da bunu. çok güzel yaptım. başardım. sevmedim, sevemedim. sonra da kimse tarafından sevilmedim, uzun süre...
sonra, sonra seni buldum ve o kadar inandım ki sevdiğine. o kadar güzel inandırdın ki. birden her şey boka sardı. niçin? beni bırakıp gitmen için seni sevmem mi gerekiyordu? sevmesem kalacak mıydın?
yapamadım be. sevdim işte. güvendim.
ama hep böyledir değil mi? tam seversin, giderler. herkes illa gidecek mi? herkes hep gider mi? kim kalır?
özlüyorum inan. yanında olmayı özlüyorum. sesini özlüyorum. unuttuğum sesini. aklıma, kalbime kazınan seni özlüyorum. geçecek mi bu da? sesini unuttuğum gibi seni özlemeyi de unutacak mıyım?
o kadar zor ki her şey. zor geliyor bana. kaldırmaya çalışıyorum. altından kalkmaya çalışıyorum. baş etmeye çalışıyorum! nefes almaya çalışıyorum...
keşke gitmeseydin ya. ne güzel olurdu. ne güzel bakardın gözlerimin içine, yine. sever gibi. aşık gibi. ne güzel bakmıştın... ne güzel inandırmıştın...
sen gel, ben yine inanırım sana. hiçbir şey olmamış gibi devam ederiz. hatta yeniden başlarız. belki bu sefer beni sevmeyi denersin. belki başarırız birlikte. ne dersin? gelsene.
ben çok yalnızım burada. çok canım acıyor. geçmeyecek gibi böyle. elinden oyuncağı alınmış çocuklar gibi, üzgünüm. o denli acıttın canımı. değdi mi? gitmene, kırmana, ağlatmana, boşlukta hissettirmene değdi mi? MUTLU MUSUN?
eğer mutluysan sen, ben susarım. eğer mutsuzsan gel. ben seninle mutsuz olmaya da razıyım...

Friday, March 22, 2013

4

kelimeleri getiremiyorum yan yana. olmuyor, yapamıyorum. neden böyle oldum? beni bu hâle getiren ne? ne zaman çıkacağım bu ruh halinden? ne zaman yine eskisi gibi güleceğim?
bilmiyorum.
her şey o kadar boş geliyor ki. o kadar boşa yaşıyormuşum gibi hissediyorum ki... canımı yakan ne? onu bile bilmiyorum. canımın yandığını bile hissetmiyorum. hissedemiyorum. neden? beni bu denli hissizleştiren ne? daha önce hiç mi yanmadı canım? yandı. çok yandı. şimdi canımın yandığını bile hissedemiyorum ki...
artık gülmek istiyorum. gülebilmek istiyorum. hayattan keyif alarak yaşamak istiyorum. olmuyor. yazıp yazıp siliyorum, ağlayamıyorum bile. akmıyor yaşlar. boğazımda düğümlendi bir şeyler, çıkmıyor dışarı. kusuyorum. içimi kusuyorum. kalbimden seni kusuyorum. kalbimden seni çıkarmak için dumanı üflüyorum dışarı!
çıkıyor musun? inan istiyorum, unutmayı. git istiyorum. defol git içimden. yanımdan gittiğin gibi, içimden git. kalbimden git. git!
3 harfli bak, çok kolay. gerçi aşk da 3 harfli, ama sen beceremedin. gitmeyi de beceremiyorsun işte.
ne kadar istiyorum gitmeni? istiyor muyum?
ah her şey o kadar zor ki.
o kadar mutsuzum ki.
keşke değişse bir şeyler. birden. bir peri sihirli değneği ile dokunsa hayatıma. düzeltse.
bu da gerçek olmayacak, biliyorum.
belki geçer zamanla. her şeyin ilacıdır zaman, öyle değil mi?
ben galiba fazla dozda zamandan ölüyorum...

Saturday, March 16, 2013

canım sen çok yanlış anlamışsın ya.
sana çok yanlış öğretmişler sevmeyi. hatta öğretememişler.
olmamış yani.

Saturday, March 9, 2013

3

bazen hiç kimsenin olmamasını istiyorum.
hiç kimse kalmasın yanımda, yalnız kalayım.
çok kalabalık oluyorum bazen. bilmediğim insanlar, tanımadığım karakterler örtüyor her bir yanımı. ne olduğunu anlamıyorum. "nereden geldi bu kalabalık?" diyemiyorum. teslim oluyorum sadece, bana olan temaslarını ölçüyorum. zarar veriyor bazısı, bazısı yanımda olmaya çalışıyor. ben bu hengamede ne yapacağımı şaşırıyorum. KİME GÜVENECEĞİMİ ŞAŞIRIYORUM. NE YAPACAĞIMI BİLMİYORUM.
geri dönemiyorum. geride bıraktıklarım benimle mutlu değil. ilerisini çizemiyorum. kim benimle mutlu olacak, ben kiminle mutlu olacağım, bilmiyorum. belirsizlikler içinde kaybolup gidiyorum. seçim yapamıyorum.  yaptığım seçimin yanlış olmasından korkuyorum. herkesi birden idare edemiyorum. ne yapacağımı bilmiyorum.
zaman çok çabuk geçiyor. ben belki sana geç kalıyorum. belki biz birbirimizi bu yüzden kaybediyoruz.
belki sen hâla beni bulmadın. ya da ben sana hâla karışamadım.

Sunday, March 3, 2013

>>

ben uyuduğumda sen daha yeni uyanmış olursun.
ben uyandığımda sen daha yeni uyursun.
hiç rastlaşamayız belki,
rüyalarda bile buluşamayız.
belki ayrı yazılmıştır kaderimiz,
belki bir gün birleşir kalplerimiz...
kim bilir?

...

ben şimdi yalnızlığımla uyurken, sen kiminle açıyorsun gözlerini?

2

çırılçıplaksan yalnızlığın yanında,
ve üşüyorsan.
titriyorsa vücudun,
dişlerin birbirine çarpıyorsa eğer,
ve sen; yoktan var olduğunu düşünüyorsan,
hâlâ yoksan ya da, hiç var olmamışsan,
yalnızsan ezelden beri ve ebediyete doğru,
insanların nasıl mutlu olduklarını merak ediyorsan,
VE SEN HER GECE ÜŞÜYORSAN EN SICAK HAVALARDA BİLE,
VE SEN GİYİNİKKEN BİLE ÇIPLAK İSEN,
VE SEN KİMSENİN DUYMADIĞI SESSİZ ÇIĞLIKLAR ATIYORSAN,
VE KORKUYORSAN KARANLIKTAN BİR NEBZE,
VE SIĞINMAK İÇİN AÇIYORSAN ELLERİNİ GÖĞE,
VE BU ACILARIN BİTMESİ İÇİN YALVARIYORSAN TANRI'YA,
VE İLELEBET GEÇMİYORSA ACIN,
GEÇMEYECEK GİBİYSE...
hiç geçmeyecek gibiyse eğer...
ya hiç geçmezse?

düğümleniyor boğazım. ağlamamak için zor tutuyorum kendimi. "neden bu kadar karamsarsın?" diyorlar. "ruhumu aydınlatacak kimsem yok." diyorum. ağızları bir karış açık bakıyorlar sadece. anlamıyorlar. bunu yaşamayan bilemez çünkü. acı çekmeyen bilemez bu duyguyu. VE O KADAR ÇOK AĞLAMAK İSTİYORUM Kİ. HERKES AĞLARKEN BEN BİR KÖŞEYE ÇEKİLMEKTEN O KADAR SIKILDIM Kİ! canım çıkana kadar ağlamak istiyorum. öyle ağlamak istiyorum ki, yaş kalmasın gözümde. hiçbir şey kalmasın. çıksın gözlerimden hepsi. aksın içimden. sen çık içimden, git. nereye olursa. git işte. yeter ki git artık benden. sebepsiz yere gelme aklıma. aklımı başımdan almadan git! kalbimden git, geçmişimden git, anılarımdan git, rüyalarımdan git. git benden. nereye olursa. ve daha fazla acı verme bana. daha fazla tüketme beni. daha fazla yorma. kırma daha fazla. inan yoruldum artık. tükendim. seni hatırlamaktan, aklıma gelmenden, kalbimde birikmenden... çok yoruldum artık.

boşu boşuna gelmişsin sanki. boşu boşuna yaşamışız her şeyi. gereksiz yere yeminler etmişiz. israf etmişiz kelimeleri. israf etmişiz aşkı. israf etmişiz kendimizi. tüketmişiz. oysa ben, sadece beni olduğum gibi sev istemiştim. neden yapamadın? neden değiştirmeye çalıştın beni? neden tabularımı yıkmaya uğraştın? keşke olduğum gibi kabullenseydin beni. olduğum gibi sevseydin, ne bileyim. ama yapamadın değil mi? emek harcamak istemedin. tükendim. tükettin. bitirdin. beni. aşkı. her şeyi.

Saturday, March 2, 2013

ben bensiz kalmak istemedim ki.

  bazen o kadar kalabalık oluyor ki insan, hiç yalnız kalmayacakmış gibi geliyor. o an, hiçbir şeyin kıymetini bilmiyorsun, biliyorum. hep kalabalık kalacağını sanıyorsun, hiç gitmeyecekler sanıyorsun. ebediyen yanında olacaklar zannediyorsun. biliyorum ben, çok iyi biliyorum.

  sonra ne olduğunu da biliyorum. sonrasını çok iyi  biliyorum. her şeyi biliyorum ben.

  ama ne güzel oynuyorlar değil mi rollerini? o kadar güzel oynuyorlar ki, hiç gitmeyecekler sanıyorsun, sanıyoruz değil mi? biliyorum...

  sonrasını, karanlık. sonrası, yalnızlık. sonrası, karamsarlık. sonrası, kayıp. sonrası, ölüm gibi. sonrası, sessizlik. sonrası, sensizlik. sonrası, kimsesizlik. BEN  BİLİYORUM.

  kayboluyorsun... öyle kayboluyorsun ki, uzaklaşıyorsun kendinden. kendini bulamıyorsun. o kadar darmadağınsın ki, o kadar berbat haldesin ki... kendi parçalarının arasında, kendini bulamıyorsun! biliyorum.

   geçiyor mu? geçecek mi? işte inanın onu ben de bilmiyorum.
kafamı toplamaya çalışıyorum.
olmuyor.
yapamıyorum.
dağıldım.
her parçam ayrı bir tarafa,
savruldu.

geçecek elbet.
güzel günleri de göreceğiz.
göreceğim.

bir insan bu kadar yalnız olmamalı...
bu kadar kimsesiz olmamalı...
bir insan, kendi kendinin ilacı olamaz ki,
bu kadar yaralıyken.
bu kadar dağılmışken,
tek başına toplanamaz ki.

neden?
soruyorum kendime,
NEDEN.
NİYE.
yapamıyorum. olmuyor. başaramıyorum.
GÜÇLÜ DEĞİLİM BEN.
YAPAMIYORUM.

tek başıma üstesinden gelemiyorum hayatın.
kimse yardımcı olmuyor.
yok kimse yanımda. yapamıyorum.
yapamıyorum kimseyle.
BİR İNSAN BU KADAR ACINASI HALDE OLAMAZ.
OLMAMALI.

Friday, March 1, 2013

vermek istemediğim son nefesim gibisin,
sürekli seni yaşamak istiyorum.
sensizlik soğuk, üşüyorum.
söylememiştin bana "gidersem üşürsün, sıkı giyin" diye.
soğukmuş sensizlik,
hiç tatmadığım kadar soğuk.

bazen diyorum ki,
"keşke"
değişebilseydim,
"keşke"
istediğin gibi biri olabilseydim.
ama yapamazdım,
biliyorum.

vakit geçiyor,
vakit geçtikçe ben, daha çok sensizleşiyorum.

sonra bir sigara daha yakıyorum
küfür edercesine,
dumanı çekiyorum içime, sen diye.
sonra aklıma geliyor,
"sigara içme" deyişlerin.
bırakıyorum elimden sigarayı,
küllüğe.
beş saniye geçmeden tekrar uzanıyorum sigaraya,
"yakın ol" diyorum ona, kalbime yakın ol.

Sunday, February 24, 2013

kitap listesi






Elli Ton Üçlemesi
"Hayatımda okuduğum en iyi serilerden bir tanesi. Erotik ve romantik. Her şeyi içinde barındıran bir kitap. Okuyucuyu sıkmayan, bir sonraki sayfayı hep merak ettiren bir seri."


Çerçi
"Oğuz Bal'ın şiir ve kısa sözler içeren enfes kitabı"




Her Temaz İz Bırakır / Son Hafriyat
"Emrah Serbes'in mükemmel kaleminden iki mükemmel polisiye romanı."


Başucumda Müzik
"Okuduğum en güzel kitaplardan bir tanesi. Şiddetle tavsiye ediyorum."











Saturday, February 23, 2013

"unutmak"
"unutmak istemek"
"unutmaya çalışmak"
"unutamamak"

Friday, February 22, 2013

-

bazen olmuyor. yani ne kadar istesen de gerçekten olmuyor.
seviyorsun, olmuyor.
aşıksın, olmuyor.
özlüyorsun, olmuyor.
neden?
neden olmuyor?
her şey tamsa, eksik olan ne? sen de varsın, neden olmuyor? NEDEN YAPAMIYORUZ?
ne birlikte oluyor, ne ayrı. olmuyor. oldurmaya çalışıyoruz, yapamıyoruz. hep kavga, hep üzüntü, hep kırgınlık, hep bir yıpranma. neden sağlam kalamıyoruz bir türlü? neden başaramıyoruz beraber olmayı? neden mutlu olamıyoruz?
OLMAK İSTİYOR MUSUN?
BENİMLE OLMAK İSTİYOR MUSUN?
BENİMLE MUTLU OLMAK İSTİYOR MUSUN?
BENİMLE MUTSUZ OLMAK İSTİYOR MUSUN?
hangisi?
daima benimle olur musun? her şeye rağmen. kırgınlıklara, üzüntülere, yıpranışlara aldırmadan... benimle olur musun? yanımda kalır mısın?

Thursday, February 7, 2013

*

insanın acısı ne zaman geçer? yeni birini sevmeye başlayınca mı?
SAÇMALIK.
çünkü sevgi, acıdan başka bir şey getirmiyor.
doğru, geçmişteki acıları uyuşturuyor bir süre, sonrası? daha derin bir acı, daha büyük bir boşluk... hiç geçmeyecek gibi böyle, en derini gibi. kapanmaz sandıklarımızdan işte. hep sanıyoruz ya, geçmez sanıyoruz, kapanmayacak sanıyoruz. lakin öyle değil... kapanıyor, zamanla. uyuşuyor. geçmiyor, izi kalıyor. ama uyuşuyor işte hatırlamıyorsun bir süre sonra. hatırlayınca da gülümsüyorsun hafiften, sonra gözlerin doluyor. hem ağlayıp hem gülüyorsun.
garip bir acı ama.
geçmez sanıyosun,geçiyo.
sevince iyileşiyosun sanıyosun,
uyuşuyo.
ama
hiç
geçmiyo.

Wednesday, September 5, 2012

birine dokunmayı bu kadar çok istemek günah mı acaba?
bir insana deli gibi ait olmak istemek, günah mı?
soruyorum kendi kendime, "neden?"

hem bir insana aşık olup hem de ona güvenememeyi nasıl başarabiliyorum? aslında basit. bir yada bir kaç hareket yetiyor kendinden uzaklaştırmaya. aşık olduğun adamı tanıdığını sanıyorsun ama tanımıyorsun belki. yada yeterince tanımadın. kim? yada neden? niye böyle düşünüyorum? daha 3 saat öncesine kadar deliler gibi aşık olduğum bu adam beni nasıl kendinden bu kadar soğutabildi şu 3 saatte? bir şey de yapmadı aslında. bu benim kendimle ilgili bir sorunum mu acaba? acı mı çekiyorum, yada aldığım ah'lar mı mutlu olmamı engelliyor.
yada size sormalıyım. sevdiğiniz insandan bir şeyler saklamak ne kadar doğru? ben bunda bir doğruluk bulamıyorum, üzgünüm.
neyse. sıkıldım.
bazen her şeyden uzaklaşası geliyor insanın.
bazen her şeyden kaçası geliyor.

rengi kaçmış hayaller,
solmuş hayatlar,
kurumuş göz yaşları,
ağlamaktan.

artık mutlu olmak gerek.
sevdiğin insanla olmak gerek.
bir de doğruya ulaşmak için, yanlışlar yapmak gerek.
o yanlışlardan sıyrılıp doğruya ulaşınca hissettiğiniz o mutluluk!
işte onun tarifi yok. olamaz.

hayaller kuruyorsun, mutlu olmak için. mutlu olabilmek için elinden gelen her şeyi yapıyorsun. belki mutlu olursun, mutlu olacaksın. doğru insanı bulduğunda emin olacaksın, "ben mutluyum." diyeceksin. "mutlu olacağım." diyeceksin. yapman gereken doğru insanı bulmak. ona sadık olmak. ondan başkasını düşünememek. her saniye onunla konuşmak isteyeceksin. ondan başka her şey boş gelecek.
çünkü her şey boş olacak senin için.
bomboş.

Wednesday, August 29, 2012

her şey değişiyor,
herkes gidiyor,
yeni insanlar giriyor hayatına,
geçmişindeki insanları unutuyorsun,
geçmişindeki anılarını unutuyorsun,
sadece acıların kalıyor geriye,
geçmeyen bir tek onlar oluyor...
geçmişten gelen o acılar,
geçmek bilmeyen,
her aklına geldiğinde kalbinin ortasına bir kazık gibi saplanan,
geçmişteki acıların...

umut ediyorsun,
gülümsüyorsun,
bekliyorsun geçmesini,
bekliyorsun dinmesini,
"belki" diyorsun,
sığınıyorsun belkilerinin arkasına,
kaybettiklerin için üzülüyorsun,
kazandıkların seni mutlu etmezken...

geçer dedikleri acı...
ne tür bir acıysa,
bir türlü geçmek bilmedi bende.
sizinkisi geçer cinsten...
yada hafifti sevmeleriniz,
bilemedim.

Thursday, August 23, 2012

“sarılmanın milyonlarca çeşidi vardır.”
aşkla sarılırsın bazen, sevgiyle sarılırsın.
şefkatle sarılırsın, sarıldığın insanı yatıştırmak için sarılırsın.
özlemle sarılırsın bazen, arzu ile, tutku ile sarılırsın.
“sarılmak” eylemini tek başına açıklayamam belki. ama “sana sarılmanın güzelliğini” en iyi ben anlatabilirim.
böyle özlem dolu olanından. kocaman böyle. sımsıkı. aşkla. şefkatle. saatlerce, günlerce, aylarca sana sarılmanın hayaliyle sarılırım sana. tüm üzüntümü, mutsuzluklarımı, hayal kırıklıklarımı kollarında unuturum.
sana sarılmak istiyorum.
sımsıkı.
kemiklerini kıracak kadar.
sıkı. 



Thursday, August 16, 2012

içimi dökebileceğim tek yer burası.

ne zaman kendimi kötü hissetsem buraya koşuyorum mesela. yazıyorum. yazıyorum. sonra kaydetmeden kapatıyorum. neden yapıyorum, hiçbir fikrim yok. ama bura benim için bi terapist gibi. kendimi ifade edebildiğim tek yer belki de.

çok mutsuzum. hayır bunu söylemek beni ne kadar mutlu kılar bilmiyorum ama çok mutsuzum. günlerdir kitap okumuyorum... günlerdir tam anlamıyla gülemiyorum. aslında gülüyorum ama hiçbiri içten olmuyor. hiçbiri, nasıl desem işte. anladın mı? anlıyor musun? anlayacak mısın?

olmadığın her saniye geçmiş geliyor aklıma dayanamıyorum. çok korkuyorum. seni de kaybetmekten, yada kaybetmiş olmaktan. tekrar gelmemenden, beni aylarca bekletmenden. ya gelmezsen? sanmıyorum geleceğini. ama gelsen işte, belki güzel olur. belki yalansız yarınlara adım atarız geçmişi bırakıp. hani gelsen, birlikte göğe bakarız.

Wednesday, August 8, 2012

yalnızlıktan korktuğumu söylemiş miydim?

çok korkuyorum. hayatımdaki herkesin bir gün gitmesinden. yalnız kalmaktan. çok korkuyorum. bir yandan da yaklaştırmıyorum kendime. üzülmemeleri için. onlara da bu karamsarlığı aşılamamak için...

bazen gitmek istiyorum ya. çok gitmek istiyorum. uzaklara gitmek istiyorum. kimsenin olmadığı bir yere. herkesten uzağa. yıllarca kendimle baş başa kalmak istiyorum. geçmişimle yüzleşmek istiyorum. atlatmak istiyorum artık... yaşadıklarımı bir kenara bırakıp, hayatıma devam etmek istiyorum. acılarımdan kaçmak istiyorum. acılarımla yüzleşip, yere daha sağlam basmak istiyorum.

anlıyor musun? bu kadar şeyi yaşasaydın, benim gibi dimdik ayakta kalabilir miydin? neden anlamak istemiyorsun ki beni? neden yaptığım her şeyde bir sebep arıyorsun? sebebi açık değil mi böyle oluşumun? acıyo işte. kanıyor. kalbim kanıyor. geçmiş her aklıma geldiğinde bir şeyler saplıyorlar kalbime. sesim çıkmıyor. bağıramıyorum. susamıyorum da. haykıramıyorum içimdekileri. susuyorum. sonrası sessizlik işte. sonrası hep gitmeler. hep uzaklaşmalar. hep yalnız kalmalar. herkes gider mi? bilmiyorum.

ama yalnız kalmaktan da korkuyorum işte. yalnız olmak istediğim kadar, korkuyorum yalnızlıktan. en çok da sensizlikten. çok korkuyorum işte. anla beni. lütfen biraz anlamaya çalış. biraz... anla beni.